Asmaya Ne Zaman Su Verilmez? Bir Bahçenin Hikâyesi
Bir yaz akşamıydı, sıcak bir rüzgar hafifçe esiyor, gökyüzü pembe ve turuncu renklere bürünmüştü. Bahçenin köşesinde, yaşlı bir asma vardı. Her yıl, sabırla ve titizlikle büyüyen, meyve vermesi için büyük umutlar bağlanan bu asma, son yıllarda biraz isteksizdi. Tüm yaz boyunca ne kadar su verirlerse versinler, asmanın yaprakları biraz solgundu, üzüm taneleri ise eskisi gibi dolgun değildi.
Baba, bahçenin her köşesini elden geçirirken, annem ise yumuşak bir bakışla asmayı izlerdi. Onların arasında bir fark vardı. Baba, her şeyin çözülmesi gereken bir problem olduğunu düşünürdü. “Asmaya su vermek, her zaman çözüm değildir,” derdi. “Su verirken de doğru zamanı bilmek lazım. Eğer asma suyu fazla alırsa kökleri boğulur, ölür. Az verirsen, kurur. İşte bu dengeyi bulmalıyız.” O, her zaman çözüm arayan, analitik bir zihne sahipti.
Annem ise farklıydı. O, suyun ötesinde bir şeyler hissediyordu. “Baba,” derdi, “belki de asma, biraz yalnız kalmak istiyordur. Belki de su değil, biraz zaman lazım. Sadece sabırlı olmamız gerek.” Annenin her sözü bir sıcaklık taşıyor, doğayla kurduğu ilişkiyi anlatıyordu. Bahçedeki her canlıya, her yaprağa ve her çiçeğe bir bağla yaklaşırdı. Asmanın, onun duygularına ihtiyacı vardı; ona doğru zamanı ve sabrı vermek gerekiyordu.
Baba, çözüm odaklı yaklaşımıyla toprağı kazarken, annem de sadece orada, asmanın yanında durarak sabırla gözlüyordu. Birbirlerinden çok farklıydılar, ama bir şeyde ortak bir noktaları vardı: Her ikisi de asmayı seviyor, ona değer veriyor, onun büyümesini istiyorlardı.
Köklerin Arzusu ve Sabır
Günler geçtikçe, bahçedeki bu asma giderek daha fazla ilgi ve özen istiyordu. Ama asmanın tavrı da bir o kadar garipti. Annem, bahçeye her geldiğinde, asma sanki biraz daha neşeleniyor, yaprakları biraz daha canlı oluyordu. Baba ise, asmaya su vermek için her fırsatta kovasını alır, ama annemin bu sabırlı, duygusal yaklaşımına hep şüpheyle bakardı.
Bir gün, asmanın yaprakları aniden sararmaya başladı. Baba hemen işe koyuldu: “Su verelim, kesinlikle su!” dedi, ama annem sakin bir şekilde karşılık verdi: “Hayır, şimdi su vermemeliyiz.” Baba şaşkın bir şekilde anneme baktı. “Ama yapraklar sararmış, su vermeliyiz! Bu doğal bir şey, çözüm basit!” diye yanıtladı.
Annem, yavaşça yaklaşıp asmanın yanına diz çökerek, uzun süre onu izledi. Sonra başını kaldırıp, “Baba, her şeyin bir zamanı vardır. Şimdi, asmaya su vermek, ona zarar verir. O, biraz daha köklerine yönelmek, daha derinlere gitmek istiyor. Su, onun köklerini boğar. Biraz bekleyelim, sabırlı olalım, sonra verebiliriz,” dedi.
Baba, annemin gözlerindeki güveni görünce biraz daha sakinleşti. O da, bir şeyin neden olduğu sonuçları hemen çözmek için acele etmenin her zaman doğru olmayabileceğini kabul etti. Annemin yaklaşımı, her zaman duygusal zekâ ve ilişkiler üzerine odaklanıyordu. Asma sadece suya değil, onunla kurduğumuz o özel bağa da ihtiyaç duyuyordu.
Ne Zaman Su Vermemeliyiz?
Bir hafta sonra, annemin söylediği gibi, asma biraz daha canlandı. Yapraklar yeşermeye başladı, üzüm taneleri de büyümeye devam etti. O an fark ettim ki, asmaya su vermek, zaman zaman en kolay çözüm gibi görünse de, aslında ne zaman su verileceğini bilmek çok daha önemli. Bazen toprağın derinliklerine inmek, asmanın içindeki o sabrı hissetmek gerekiyordu.
Erkekler genellikle çözüm odaklıdır. Baba, doğanın problemlerine matematiksel bir bakış açısıyla yaklaşır ve genellikle hızlıca çözüm arar. Oysa annem, doğanın her parçasıyla empatik bir ilişki kurar, onu anlamaya çalışır. Asmaya su vermek, sadece bir çözüm değil, aslında ona nasıl yaklaşılacağını belirleyen bir ilişki biçimidir.
Hikâyenin sonunda anladık ki, asmaya su verilmez çünkü onun bu anı yaşaması, köklerine inmeyi öğrenmesi gerekir. Bu bir sabır meselesidir. Su, bazen sadece bir şeyin büyümesi için değil, aynı zamanda ona izin vermek ve sabırla beklemek içindir.
Okuyucularla Paylaşmak İstediğim Sorular
Şimdi, size de soruyorum: Bahçenizde, doğada ya da hayatınızdaki herhangi bir durumda, sabırla beklemek zorunda kaldığınız anlar oldu mu? Sabırlı olmak, her zaman çözüm bulmaktan daha değerli mi? Asmaya su verirken olduğu gibi, bazen en doğru çözüm, biraz durup beklemek mi?
Yorumlarınızı bekliyorum, belki de kendi bahçenizle veya yaşamınızdaki benzer durumlarla ilgili hikâyelerinizi paylaşabilirsiniz.