İçeriğe geç

Geleceği ışık tutmak ne demek ?

Geleceği ışık tutmak ne demek? Kayseri’de başlayan iç yolculuk

Kayseri’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve kendimi bildim bileli defter tutuyorum. Bazen kelimeler yetmiyor, bazen de fazla geliyor. Ama yine de yazıyorum. Çünkü içimde bir şey var: geleceği anlamaya çalışan, sürekli kendine sorular soran bir taraf.

“Geleceği ışık tutmak ne demek?” sorusu da böyle bir anda geldi aklıma. Basit bir soru gibi duruyor ama içinde hem korku hem umut var. Bunu en çok da Kayseri’nin kış akşamlarında hissediyorum. Sokak lambaları erken yanıyor, hava keskinleşiyor ve insan kendi iç sesini daha net duyuyor.

Geleceği ışık tutmak ne demek? Bir akşamın içinde başlayan hikâye

O akşam yine defterimi almıştım. Küçük bir kafede, cam kenarında oturuyordum. Dışarıda insanlar hızlı hızlı yürüyordu. Herkes bir yere yetişiyordu ama kimse nereye yetiştiğini tam söyleyemez gibiydi.

O sırada içimden şu cümle geçti: “Geleceği ışık tutmak ne demek?”

Bu soru sanki dışarıdaki soğuk havadan daha keskin bir şeydi. Çünkü geleceğe bakmak, aslında karanlık bir odaya ışık tutmaya benziyor. Ama o odada ne göreceğini bilmiyorsun. Belki güzel bir şey, belki de hiç görmek istemediğin bir şey.

Ve ben o an bunu çok net hissettim: korkuyordum.

İlk kırılma: hayal kırıklığıyla tanışmam

Geçmişte kurduğum bazı hayaller vardı. Her şeyin daha net, daha planlı ilerleyeceğini düşünürdüm. Ama hayat öyle olmadı. Kayseri’de büyürken insan biraz da gerçekçilikle tanışıyor. Büyük şehir hayalleri, küçük ama sert gerçeklerle çarpışıyor.

Bir dönem çok sevdiğim bir işi kaybettim. O gün eve dönerken içim boştu. Sanki geleceğe tuttuğum ışık sönmüştü. O zaman şunu düşündüm: “Eğer geleceğe ışık tutmak buysa, neden her şey daha net olmuyor?”

İşte o gün hayal kırıklığını ilk kez bu kadar açık hissettim. Ama aynı zamanda başka bir şey de oldu: kırıldığım yerden bakmayı öğrendim.

Geleceği ışık tutmak ne demek? Karanlığı görmekten kaçmamak

Bir süre sonra fark ettim ki geleceğe ışık tutmak, sadece güzel şeyleri görmek değil. Asıl mesele, karanlık tarafı da görebilmek.

Defterime şunu yazmışım:

“Eğer ışık tutuyorsam, her şeyi görmeye hazır olmalıyım.”

Bu cümleyi yazarken elim titremişti. Çünkü insan bazen sadece iyi ihtimalleri görmek ister. Ama gelecek dediğimiz şey, sadece umutlardan oluşmuyor.

Kayseri’nin soğuk bir sabahında işe giderken bunu tekrar düşündüm. Otobüsün camından dışarı bakarken, sisli bir şehir vardı. Görmek zor ama tamamen karanlık da değil. Tam o anda anladım: Geleceği ışık tutmak ne demek sorusunun cevabı belki de bu sisin içinde saklı.

Küçük bir karşılaşma: ışığın değiştiği an

Bir gün eski bir arkadaşım ile karşılaştım. Üniversiteden. Uzun zamandır görüşmemiştik. O çok farklı bir yöne gitmişti, ben başka bir yöne.

Kafede oturduk, konuşmaya başladık. O bana geleceğinden bahsetti. Planlarından, hedeflerinden, kurduğu düzenden… Ben ise biraz daha dağınık bir yerdeydim.

O an içimde tuhaf bir şey oldu. Hem heyecan hem de hafif bir kıskançlık. Çünkü onun geleceği daha “aydınlık” görünüyordu. En azından dışarıdan.

Ama sonra şunu fark ettim: belki de herkes geleceğe farklı bir ışık tutuyordu. Onun ışığı keskin ve düz bir çizgi gibiydi. Benimki ise daha titrek, daha dağınık.

Ve bu fark beni üzmek yerine düşündürdü.

İkinci kırılma: umudu yeniden öğrenmek

O gece eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun uzun yazdım. İlk kez hayal kırıklığıyla birlikte umudu da yazdım.

Çünkü fark ettim ki umut, her şeyin iyi gitmesi değilmiş. Umut, her şeye rağmen bakabilmekmiş.

“Geleceği ışık tutmak ne demek?” sorusu o gece biraz değişti benim için. Artık daha yumuşak bir anlamı vardı. Sanki ışık sadece görmek için değil, dayanmak için de vardı.

Geleceği ışık tutmak ne demek? Kendimle konuştuğum geceler

Bazı geceler Kayseri çok sessiz oluyor. O sessizlikte insan kendi sesini daha net duyuyor. Ben de o gecelerde sık sık kendimle konuşuyorum.

“Ya yanlış yoldaysan?” diye soruyorum bazen kendime.

“Ya hiçbir şey istediğin gibi olmazsa?”

Bu soruların cevabı yok. Ama yine de soruyorum.

Ve belki de geleceğe ışık tutmak, bu soruları sormaya devam etmek demek. Cevap bulmak değil, sorularla yaşamayı öğrenmek.

O anlarda içimde iki duygu aynı anda var oluyor: korku ve umut. Biri beni geri çekiyor, diğeri ileri itiyor.

Küçük bir an: sokak lambasının altında durmak

Bir akşam yürürken sokak lambasının altında durdum. Nedensizce. Işık direkt üstüme vuruyordu. Etraf biraz daha karanlıktı.

O an düşündüm: ben de geleceğe böyle mi bakıyorum?

Sadece kendi etrafımı aydınlatıp geri kalanını tahmin etmeye çalışarak…

Bu düşünce biraz ürkütücüydü. Çünkü insan bazen sadece kendi gördüğü kadarıyla yetinir. Ama gelecek, bundan daha büyük bir şey.

O yüzden içimden şunu söyledim: “Daha fazlasını görmeye cesaretim var mı?”

Cevap hemen gelmedi.

Geleceği ışık tutmak ne demek? Kayseri’den çıkan bir cevap arayışı

Şimdi geriye dönüp baktığımda, “Geleceği ışık tutmak ne demek?” sorusunun tek bir cevabı olmadığını düşünüyorum.

Bu bazen hayal kırıklığıdır. Çünkü gördüklerin beklediğin gibi değildir.

Bazen heyecandır. Çünkü karanlıkta bile yeni bir şeyler fark edersin.

Bazen umuttur. Çünkü ne olursa olsun bakmaya devam edersin.

Ben Kayseri’de yaşayan 25 yaşında biri olarak şunu öğrendim: Geleceğe ışık tutmak, aslında kendine ışık tutmakmış. Kendi korkularına, kendi hayallerine, kendi kırılmalarına…

Ve en önemlisi, o ışığı kapatmamayı öğrenmekmiş.

Son düşünce: ışık hiç tam sabit değil

Şimdi defterimi açtığımda hâlâ yazıyorum. Bazen düzenli, bazen dağınık.

Ama artık şunu biliyorum: ışık sabit değil. Ben de değilim. Gelecek de değil.

“Geleceği ışık tutmak ne demek?” sorusu ise hâlâ yanımda duruyor. Her gün başka bir cevap veriyor bana.

Ve ben her seferinde biraz daha değişiyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
tulipbetTürkçe Forum