Kayseri’de Bir Akşamın İçimde Bıraktığı Boşluk
Framar takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Cevizlispor nerenin takımı” konusunu seven herkes için hazırlandı.
Kayseri’de akşamlar bazen çok uzun sürüyor. Özellikle 25 yaşında, hayatın tam ortasında ama nereye ait olduğunu hâlâ tam çözememiş biriysen, saatlerin uzaması daha da ağır geliyor. O gün de öyle bir gündü. İşten çıkmıştım, cebimde birkaç bozukluk, kafamda bin tane düşünce vardı. Şehrin soğuk rüzgârı yüzüme vururken yürüdüğüm sokaklar bana hep aynı şeyi fısıldıyordu: “Bir şeyleri kaçırıyorsun.”
Arkadaş grubumuzla her zamanki gibi mahalle sahasına gitmiştik. Beton zeminin çatlakları, paslı kale direkleri, kenarda bekleyen çocuklar… Her şey tanıdık ama aynı zamanda içimde yabancı bir his bırakıyordu. Sanki burada değil de başka bir hayatın kenarında duruyordum.
O gün konuşmaların arasında ilk kez duydum o ismi:
Cevizlispor.
Ve bir anda her şey değişti.
Sahanın Kenarında Başlayan Merak
Topu ayağımda her çevirdiğimde aklım başka bir yerdeydi. Arkadaşım Emre, nefes nefese kalmış halde yanıma yaklaşıp “Bugün Cevizlispor’un maçını izleyen var mı?” dediğinde, sanki başka bir dilden bahsediyordu.
“Cevizlispor nerenin takımı?” diye sordum.
Kimse net bir cevap veremedi. Biri Ankara dedi, biri İstanbul’un bir mahallesinden bahsetti, biri de “amatör bir takım işte” deyip geçti. Ama o “işte” kelimesi beni tatmin etmedi. Çünkü bazı şeyler “işte” deyip geçilecek kadar basit değildir.
Topu bir kenara bırakıp duvara yaslandım. Nefesim buğulu havada kaybolurken içimde garip bir merak büyüdü. Sanki o takım, sadece bir futbol kulübü değil de hayatımın eksik kalan bir parçasıydı.
Cevizlispor İsmi Neden Bu Kadar Tanıdık Gelmişti?
İsmini ilk duyduğumda bile içimde tuhaf bir aşinalık hissi vardı. Sanki yıllar önce bir yerde görmüştüm, belki bir gazete köşesinde, belki de eski bir futbol oyununda.
Ama ne zaman düşünsem, zihnimde net bir görüntü oluşmuyordu.
Cevizlispor ismi aklımda döndükçe, kendi hayatımla garip bir bağ kurmaya başlamıştım. Sanki bu takım sadece bir yerin değil, unutulmuş hikâyelerin takımıydı.
O an fark ettim ki, ben sadece bir takımın nereden olduğunu merak etmiyordum. Aslında kaybolmuş şeylerin nerede olduğunu merak ediyordum. Kendim gibi.
Maç Günü Değil, Bir Arayış Günü
Ertesi gün Emre ile birlikte internet kafenin yolunu tuttuk. Kayseri’nin dar sokaklarından geçerken içimde bir heyecan vardı ama bu heyecan futbol maçı izlemeye gider gibi değildi. Daha çok bir şeyi bulmaya çalışan birinin huzursuzluğu gibiydi.
Ekrana “Cevizlispor” yazdığımda çıkan sonuçlar çok net değildi. Amatör lig, yerel turnuvalar, küçük haberler… Ama hiçbirinde büyük bir hikâye yoktu. Oysa ben büyük hikâyelere inanmayı seven biriyim.
Emre arkamdan “Boşver ya, amatör takım işte” dediğinde içimde hafif bir kırgınlık hissettim. Çünkü bazı şeyler “boşver” denince bitmiyordu.
Ben boş veremiyordum.
Sokakta Bir Adam ve Yarım Kalan Cümleler
O gün akşamüstü eve dönerken yaşlı bir adamla karşılaştım. Mahallenin köşesinde her zamanki gibi oturuyordu. Elinde çay bardağı, gözlerinde yılların yorgunluğu vardı.
Yanına oturdum. Nedensizce konu açıldı.
“Amca, Cevizlispor diye bir takım varmış, biliyor musun?”
Adam bir süre sustu. Çayını yudumladı. Sonra başını hafifçe kaldırıp baktı.
“Var,” dedi. “Ama herkes bilmez.”
Bu cümle içime işledi.
“Herkes bilmez” ne demekti?
Bir takım nasıl olur da herkesin bilmediği bir şey haline gelirdi?
O an içimde bir şey kırıldı ama aynı zamanda bir şey de büyüdü. Merak.
Kayseri’nin Soğuk Rüzgârında Kendimi Ararken
O gece eve döndüğümde uzun süre camın önünde oturdum. Şehir ışıkları uzaktan yanıp sönüyordu. Her ışık, başka bir hayatın devam ettiğini hatırlatıyordu bana.
Ben ise hâlâ aynı sorunun içindeydim:
Cevizlispor nerenin takımı?
Ama artık bu soru sadece coğrafi bir soru değildi. Bir anlam arayışıydı.
Hayatımda ilk kez bir futbol takımı bana bu kadar şey düşündürmüştü. Çünkü mesele takım değildi. Mesele, unutulmuşluktu.
Cevizlispor ismini her düşündüğümde, kendi hayatımda da görünmeyen ama var olan şeyleri hatırlıyordum. Söylenmeyen sözleri, ertelenen kararları, gidilmeyen yolları…
Bir Maçın İçinde Kaybolmak
Bir hafta sonra Emre beni zorla bir halı saha maçına götürdü. “Unut artık o Cevizlispor’u” dedi. Ama unutmak dediği şey, bende daha çok büyüyordu.
Maç boyunca kafam sürekli dağınıktı. Top ayağıma geldiğinde bile sanki başka bir oyunun içindeydim. Tribün yoktu ama hayal ettiğim bir kalabalık vardı.
Ve o kalabalığın içinde yine aynı soru yankılanıyordu.
Cevizlispor nerenin takımı?
Koşarken, terlerken, düşerken bile bu soru zihnimden çıkmıyordu. Sanki cevap sahada değil de içimde bir yerde saklıydı.
İçimdeki Boşluk ve O İsmin Yankısı
Maç bitip kenara oturduğumda nefesim kesilmişti ama asıl yorgunluk bedensel değildi. İçimdeki karmaşa beni daha çok yoruyordu.
Emre yanıma oturdu.
“Ne oldu sana?” dedi.
Cevap veremedim.
Çünkü nasıl anlatılırdı ki? Bir futbol takımının isminin bir insanın içini bu kadar karıştırması?
Gerçeğe Yaklaşmak mı, Kendime Uzaklaşmak mı?
Günler geçtikçe Cevizlispor hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalıştım. Ama öğrendiklerim beni tatmin etmedi. Çünkü aslında aradığım şey bilgi değildi.
Ben bir yer aramıyordum.
Ben bir his arıyordum.
Ve bu his, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, soğuk rüzgâr yüzüme vururken daha da belirginleşiyordu. Sanki şehir bana bir şey anlatmak istiyor ama kelimeleri eksik bırakıyordu.
Bir gece yine aynı sahaya gittim. Kimse yoktu. Kale direkleri sessizdi. Beton zemin soğuktu.
Orada tek başıma otururken kendi kendime sordum:
“Ben neden bu kadar takıldım buna?”
Cevap basit değildi.
Çünkü mesele bir takım değildi.
Mesele, bir şeylerin nereden geldiğini bilmeden ona bağlanabilmekti.
Bir İsmin İçinde Saklanan Hayat
Cevizlispor ismi artık bende bir takım değil, bir hikâyeydi. Herkesin bilmediği ama var olan şeylerin hikâyesi.
Ve bu hikâye bana şunu öğretti: bazı şeyler büyük olunca anlamlı değildir, bazı şeyler küçük olduğu için değerlidir.
Kayseri’de büyümüş biri olarak hep büyük hayallerin peşinden koşmayı öğrenmiştim. Ama belki de asıl önemli olan, küçük ve görünmeyen şeyleri fark edebilmekti.
“Cevizlispor nerenin takımı” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Framar ailesi olarak her zaman yanınızdayız!
Sonunda Değil, Ortasında Kalan Bir Duygu
Bugün hâlâ net bir cevap veremem.
Cevizlispor nerenin takımı?
Belki Ankara’nın, belki başka bir yerin. Belki de sadece sahaların, tozlu amatör liglerin, kimsenin çok dikkat etmediği maçların takımı.
Ama benim için artık bundan daha fazlası.
O isim bana bir şeyi hatırlattı: Hayatta her şeyin net bir yeri yoktur. Bazı şeyler sadece hissedilir.
Ve ben o hissin içinde hâlâ yaşıyorum.