İçeriğe geç

Hastanelerde öncelik sırası nedir ?

Hastanelerde Öncelik Sırası Nedir? – Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Değerlendirme

İstanbul sokaklarında yürürken, bazen her şeyin sıradan ve hızlı bir şekilde işlediğini düşünebiliriz. Ancak, her şeyin görünenin ötesinde bir anlamı ve etkisi vardır. Özellikle hastanelerdeki öncelik sırası, sadece sağlık durumu ile ilgili değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle şekillenen bir konu. Peki, hastanelerde öncelik sırası nedir? Hangi gruplar daha önce muayene edilir ya da tedaviye başlanır? Bugün bu soruyu toplumsal bir bakış açısıyla inceleyeceğiz.

Hastanelerde Öncelik Sırası: İlk Olan Kimdir?

İçimdeki sivil toplum çalışanı, hastanelerdeki bu öncelik sırasını düşündüğünde, her bireyin ihtiyacına göre bir öncelik sırası olmalı diyor. Sağlık hizmetlerinin amacı, acil durumu olanları, savunmasız ve ihtiyaç duyanları öncelikli olarak ele almak. Ancak, hastanelerde bu sıralama ne kadar adil? Toplumun en savunmasız grupları, çoğu zaman daha az öncelik alıyor ve bu da sosyal adaletsizliklere yol açabiliyor.

Örneğin, işyerinde ya da toplu taşımada karşımıza çıkan “öncelikli geçiş hakkı”na sahip grupların hastanelerde de bir önceliği olup olmadığını sorgulamak gerekiyor. Yıllardır sosyal medyada ve sokaklarda gördüğüm bir gerçek var: Kadınlar, yaşlılar, engelliler ve çocuklar, sağlık hizmetlerine erişimde genellikle daha çok zorluk çekiyorlar. Neden? Çünkü sağlık sistemindeki ayrımlar, toplumda var olan eşitsizlikleri yansıtan bir mikrokozmos gibi işliyor.

Toplumsal Cinsiyet Perspektifi: Kadınlar ve Erkekler Arasındaki Eşitsizlikler

İstanbul’daki sokaklarda kadınların güvenlik kaygıları, iş yerlerinde cinsiyet eşitsizliği, toplumda gözlemlerimden sadece bazıları… Hastanelerde de kadınlar, genellikle öncelik sırasından daha geç faydalanan bir grup olabilirler. Bu, bazen daha çok kadın sağlık çalışanlarının olduğu hastanelerde bile geçerli olabiliyor.

Örneğin, bir kadının acil servise başvurusu sırasında, doğurganlıkla ilgili sağlık sorunları ya da psikolojik bir rahatsızlık durumu olduğunda, çoğu zaman bu gibi başvurular göz ardı edilebiliyor ya da ikinci plana atılabiliyor. Çoğu kadının yaşadığı doğum sonrası depresyon, ağrılar ya da acil servisteki sık başvuru sebepleri, bir erkeğin kalp krizine başvurusu kadar acil olarak görülmeyebiliyor. İçimdeki insan tarafı bu durumu çok sık gözlemliyor: “Kadınların vücutları her zaman bir tür gözden kaçırılan ‘ihtiyaç’ gibi algılanıyor.”

Çeşitlilik ve Erişim: Farklı Grupların Hastanelerdeki Durumu

Sokaklarda gözlemlediğimiz bir başka gerçek, engellilerin, yaşlıların ve düşük gelirli kesimlerin sağlık hizmetlerine erişimdeki zorluklardır. Bu gruplar, toplumsal eşitsizlikle doğrudan bağlantılı bir şekilde, hastanelerde genellikle daha az öncelik alıyorlar. Engelli bireyler, fiziksel erişim sorunları nedeniyle hastanelerde zaman zaman uzun süreler beklemek zorunda kalabiliyor. Ayrıca, dil engeli yaşayan ya da göçmen olan bireyler de sağlık sisteminde ayrı bir dezavantajla karşılaşıyor.

Sokakta yürürken, engelli bir bireyi hastaneye gitmeye çalışırken gözlemlemek, bana her zaman derin bir empati duygusu aşılıyor. Hangi hastaneye gideceğini bilemediği, birisinin ona yardım etmesini beklediği, belki de güvenli bir ulaşım yolunun olmadığı bir durumda, o kişinin sağlık hizmetlerine erişim hakkı çok daha karmaşık hale geliyor.

İçimdeki sivil toplum çalışanı bir adım geri atarak şunu düşünüyor: “Toplumsal cinsiyet ve engellilik gibi faktörlerin sağlık hizmetlerine erişimde nasıl daha büyük bir engel haline geldiğini sorgulamak gerekiyor. Adaletli bir sağlık sistemi, bu grupların tüm ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır.”

Sosyal Adalet ve Sağlık: Adil Bir Öncelik Sırası Olabilir mi?

Adalet, yalnızca adil bir dağılım değil, aynı zamanda fırsat eşitliğini sağlamaktır. Hastanelerdeki öncelik sırasının da bu doğrultuda şekillenmesi gerekir. Acil bir durum söz konusu olduğunda, hayat kurtarma odaklı bir sistem anlayışının olması elbette gereklidir. Ancak, toplumsal cinsiyet, etnik köken, engellilik durumu ve gelir seviyesi gibi faktörler, hastanelere başvuran bireylerin sağlık hizmetlerine erişim hızlarını doğrudan etkiliyor.

Gözlemlerim bana şunu söylüyor: Genellikle, sağlık hizmetine acil ihtiyacı olan bireyler, ya dışlanmış ya da ihmal edilen gruplardan çıkıyor. Örneğin, düşük gelirli bireylerin daha az sigorta desteği alması, kadınların sağlık hizmetlerine erişimindeki engeller, engelli bireylerin fiziki engellerle karşılaşması… Hepsi, sağlık hizmetlerine eşit erişimin önünde duruyor.

Sonuç: Adil Bir Öncelik Sırası Mümkün mü?

Hastanelerde öncelik sırası, sadece sağlık durumu ile değil, toplumdaki eşitsizliklerin bir yansıması olarak şekillenir. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, bu sıralama, çok daha fazla sorgulama gerektiren bir konu. Kadınların, engellilerin ve diğer dezavantajlı grupların sağlık hizmetlerine erişimindeki zorlukları görmek, adil bir öncelik sırası oluşturma gerekliliğini ortaya koyuyor.

Sonuçta, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik gibi faktörlerin, sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlikler yarattığını gözlemlemek, bu eşitsizlikleri gidermek adına toplumsal sorumluluğumuzu arttırmamız gerektiğini gösteriyor. Belki de hastanelerdeki öncelik sırası, sadece bir acil durum sıralaması değil, aynı zamanda toplumsal adaletin de bir yansıması olmalı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
tulipbet